Karadeniz bölgesindeki doğal sit alanları, son yıllarda maden şirketlerine açılma riskiyle karşı karşıya. Bu durumun son örneği, Orta Karadeniz’in en gözde yaylalarından biri olan Perşembe Yaylası. Ordu’nun Aybastı ile Tokat’ın Başçiftlik ilçeleri arasında yer alan bu eşsiz yayla, doğal sit alanı olarak korunma altında. Ancak, sosyal medya platformlarında çevre aktivistleri tarafından paylaşılan görüntüler, bölgedeki tehlikeleri gün yüzüne çıkardı.
Görüntülerde, jandarma ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında yaylanın Kümbet mevkiindeki yolları kapattığı ve maden şirketine ait olduğu iddia edilen araçların bölgeye giriş yaptığı gözlemlendi. Taşzemin Madencilik’in bölgede altın madeni arama ve sondaj faaliyetleri yürütme isteği üzerine, Ordu Valiliği ve İl Mera Komisyonu yetkilileri “resmi bir arama izni olmadığını” ve taleplerin reddedildiğini açıkladı. Ancak, jandarma eşliğinde gerçekleştirilen bu faaliyetler, büyük bir tezat oluşturuyor.
Çevreciler, durumu “Yaylada fiili işgal” olarak değerlendirerek tüm Karadeniz halkını dayanışmaya çağırdı. Perşembe Yaylası’ndaki bu müdahale, hukuki statü açısından da tartışmalı. Yayla, 3 Ocak 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak ilan edilmişti. Ayrıca, Ordu İdare Mahkemesi, geçtiğimiz yıl bu bölgede yürütülen sondaj izinlerini, yaylanın su kaynaklarını ve ekosistemini geri dönülemez şekilde tahrip edeceği gerekçesiyle iptal etmişti. Ancak bu yasal engellere rağmen şirketin sondaj faaliyetlerini sürdürme ısrarı, hukukun göz ardı edildiği endişelerini artırıyor.
Bölge halkı, jandarmanın yolları kapatmasının ardından Korgan, Aybastı ve Kabataş ilçelerinden Perşembe Yaylası’na akın etti. Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) ve Aybastı-Korgan-Kabataş Yaylaları Platformu öncülüğünde toplanan vatandaşlar, siyanürlü altın madenciliğinin meraları ve su havzalarını yok edeceğini belirterek barikatların önünde nöbet tutmaya başladı. “Perşembe Yaylası geleceğimize emanettir” ve “Bu topraklar satılık değil” sloganları atan bölge halkı, sondaj makinelerinin yaylaya çıkmasını her ne pahasına olursa olsun engelleyeceklerini vurguluyor. Dünya mirası olmaya aday mendereslerin ve Karadeniz’in doğal güzelliklerinin maden uğruna yok edilip edilmeyeceği, bu kritik direnişin sonucuna bağlı olarak belirsizliğini koruyor.