MAKFED Başkanı Adnan Dalgakıran: ‘Bu dönemde umarım batan olmaz’

Makine İmalat Sanayi Dernekleri Federasyonu (MAKFED) Başkanı Adnan Dalgakıran, üretici fiyat endeksi ile tüketici fiyat endeksi arasındaki makasın çok açıldığını vurgulayarak “Bu da enflasyonun artacağını gösteriyor. Çok zor bir dönemdeyiz. Bizdeki enflasyon çok yüksek, bu iş yapış biçimini bozuyor” dedi.

Arsa ve diğer maliyetleri düşününce yeni yatırım yapmanın zor olduğunu vurgulayan Adnan Dalgakıran ile Türkiye makine sektörünü konuştuk.

Sektörde işler nasıl gidiyor?

Makine sektörü gelişmiş ülke olmak isteyenlerin başarması ve büyütmesi gereken bir alan. Türkiye’nin her 10 yılda bir girdiği krizlerle baş etmesi için yatırım malı üretimi çok önemli. Sektörümüz hep kendi mücadeleleriyle büyüdü. Şu anda ihracat içindeki payımız yüzde 11, bu pay yüzde 20’nin üstüne çıktığı zaman Türkiye’nin cari açık problemi kalmayacak. Türkiye Avrupa’nın en büyük 6. büyük makine üreticisi. Gelişmiş ülkeler bu sektörü sürekli finansal olarak destekliyorlar. Uzun vadeli krediler veriyorlar. 

Peki, Türkiye’de destek yok mu?

Türkiye’de herkes desteklerden eşit faydalanma peşinde, bu doğru bir yaklaşım değil. Türkiye’de yüksek ve orta yüksek teknolojinin ağırlığının artırılması desteklenmeli. Mesela bir ev alırken 20 yıl vadeli kredi alabiliyorsun, ama makineci alırken bir-iki ay sonra öde deniyor. Herkes makine sektörünün gelişmiş ülke stratejileri içinde nasıl yer aldığına bir baksın. 

Krediye ulaşma konusunda da sıkıntı var mı?

Biz yüksek ve orta yüksek teknoloji yatırımların uzun vadeli desteklenmesini istiyoruz. Bizde kriz yaşandığında sadece mevcudun yaşaması üzerine politika geliştiriliyor. Şu anda sıkıntılar fazla enflasyonist ortamda bu tür uzun vadeli destek olacağını düşünmüyoruz. Şu an öyle bir beklentimiz de yok.

ARAZİ FİYATLARI KORKUNÇ BOYUTTA

Sektör 2022’yi nasıl kapatır? 

Yatırım yapma arzusunda olan çok firma tanıyorum, fakat makine sektöründe yatırımlar genelde gelişmiş ve kalifiye insan gücüne yakın yörelerde olur. Ama gelişmiş yörelerdeki arazi fiyatları korkunç boyutlarda. Almanya Stuttgart’ta organize bölgeye 10 kilometre mesafede arazinin metrekaresi 25 Avro. Bizim Dilovası’nda 400 Avro. Diğer maliyetleri de koyduğunuzda yatırım yapmak mümkün olmuyor. Türkiye’nin 30 milyar dolar civarında makine ithalatı var. Bunun yüzde 70’i Türkiye’de üretilebilir. Yerli makine kullanımını özendirmek gerekiyor. Bu yıl makine sektörü olarak 25-26 milyar dolar ihracat yapacağız ama ithalatımız ihracattan daha hızlı büyüyor.

Ekonomideki genel gidişat sizi nasıl etkiliyor? 

Çok zor bir dönemdeyiz. Kim ister ki enflasyonist bir ortam olsun. Krediye ulaşmada ciddi sıkıntı yaşayan firmalar var.

DALGALI BİR DENİZDEYİZ

Bu dönemde batan firma olur mu?

Bu dönemde umarım batan olmaz. Böyle fırtınalı dönemde herkes kendini korumaya çalışıyor. Firmaların ne kadarının nasıl bir riski var bunu öngörmek zor. Dalgalı bir denizdeyiz. Her an her şey değişiyor. 

YÜKSEK ENFLASYON ZARAR VERİYOR

Üretici enflasyonu yüzde 115’i aştı, siz maliyetlerinizi fiyatlara tam yansıtabiliyor musunuz?

Hayır, yansıtmıyoruz tabii ki. ÜFE ile TÜFE arasındaki makas açılıyor, bu da enflasyonun daha da artacağını gösteriyor. Bu büyük bir sorun. Dünyada da enflasyonist ortam var ama bizdeki durum farklı. Bizdeki enflasyon çok yüksek ve bu iş yapış biçimini bozuyor. Türkiye’de enflasyonla mücadele de sert biçimde olmalı. Seçim dönemine gittiğimiz için bu kararların alınacağını da düşürnmüyorum. Bir süre bu enflasyonla devam edeceğiz gibi görünüyor. Ama yüksek enflasyon Türkiye’ye ağır zarar verir. 

CİDDİ YATIRIMA İHTİYAÇ VAR

Sanayici makineleri yenileyebiliyor mu?

Oradaki seyir Türkiye’nin büyümesine katkı sunacak kadar değil. Pek çok sanayici ömrü dolan makineyi yenilmeye mecbur. Türkiye’nin ciddi yatırımlara ihtiyacı var ve her yıl 1 milyon kişiye istihdam yaratmak zorunda. Sadece inşaat ve hizmetler sektörü üzerinden yapınca nasıl sonuçlar ortaya çıkardığını görüyoruz. Üretim odaklı bir büyüme modeli ve kaliteli insan gücüne ihtiyaç var. 

Hammadde temini konusunda sıkıntılar devam ediyor mu?

Ürünü yakın coğrafyalardan daha düşük stoklarla temin etme anlayışı var. Bu bizim için Avrupa üzerinde kısa vadede 1-2 yıl avantaj getirir ama Uzakdoğu bu noktalarda çok hızlı tedbir alıyor. Rusya Ukrayna savaşı da önemli sorunlara neden oluyor.

Şu anda sektörü en çok zorlayan konular neler?

Kalifiye üst düzey mühendis ve çalışan konusunda ciddi problem var. Hepsi yurtdışına gidiyor. Türkiye’deki eğitim sistemi ve bakış açısına bakınca insanlar burada çalışmak istemiyor. 

KUR BÜYÜK SORU İŞARETİ YARATTI

Döviz kuru belli bir seviyeye oturdu, bu seviyeden memnun musunuz?

Kur artınca şirketlerin sermaye ihtiyaçları da arttı. Kur oynaklığının olduğu zamanlarda firmalar fiyat vermekte zorlandı. Ama şu anda da endişe var. Bu seviye ne kadar korunabilecek. Ne şekilde orada tutunacak. Bir yıl sonra kurun nerede olacağı konusu hepimizin kafasında soru işaretleri yaratıyor. Güven yoksa yatırım da olmuyor. 

Şu anda uygulanan politikalar ne kadar sürdürülebilir bilmiyorum. Sonuçta ekonomist değiliz. Ama Türkiye’de iş insanı olmak için neredeyse dünya ölçeğinde de ekonomist olmak gerekiyor. Bir Almanın bizim gibi Avro ne olur diye bir derdi yok sadece işine bakıyor. Enflasyon yüzde 60 ise kurun da en az bugünkü seviyeyi koruması için onun da yüzde 60 artması gerekiyor. Kurun normal serbest piyasa kuralları çerçevesinde kendi seyrinde gittiğine ve stabilitenin bu şekilde sağlandığına piyasanın inanması gerekiyor.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.