Haluk Bürümcekçi: Merkez Bankası, yıllar sonra ilk kez zarar edecek

Ekonomist Haluk Bürümcekçi, Merkez Bankası’nın uzun yıllar sonra ilk kez 2023’te zarar yazacağını, dolayısıyla Hazine’ye bu yıl katkısının olmayacağını hesapladı.

Haluk Bürümcekçi, köşe yazısında Merkez Bankası’nın yıl sonu bilançosuyla ilgili bugünden tahmin yapmanın erken olduğunu hatırlattıktan sonra, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İç varlıklar altında yer alan “Diğer Kalemler” hesabı kabaca bir tahmin yapabilmemize imkan veriyor. Aslında bu hesap irili ufaklı birçok başka kalemin de konsolide edildiği bir hesap ama ağırlıklı değerini dönem kârı veya zararı belirliyor. Söz konusu hesabın bu yıl 31 Temmuz’da 354,5 milyar TL ile negatif (dönem zararı pozitif işaretle, dönem kârı negatif işaretle bu hesaba giriyor) bakiye verdiği görünüyor.

Geçen yıl söz konusu hesap yılı -41,2 milyar TL bakiye ile kaparken Banka’nın vergi karşılığı sonrası dönem kârı 71,9 milyar TL açıklanmıştı. 2021 yılında söz konusu hesap yılı -60,2 milyar TL kapatırken Banka’nın dönem kârı 57,5 milyar TL olarak açıklanmıştı. 2020 yılında da diğer kalemler hesabı -39,1 milyar TL kapanırken, dönem kârı 34,5 milyar TL açıklanmıştı. Dolayısı ile, birebir olmasa da bu hesaptaki gelişmeler gidişat açısından kabaca fikir vermektedir.”

“Zarar yazması sürekli olarak rezerv paranın büyümesi anlamına geliyor”

Bürümcekçi, Sonuç olarak, bu gidişle TCMB uzun bir aradan sonra ilk kez bir yılı zarar ederek ve değerleme hesabı bilançoya oranla belirgin büyüyerek kapatacağa benziyor. Dolayısı ile, gelecek yılın bütçesine katkı sağlaması söz konusu olmayacak. Buna karşılık, ihtiyat akçesi 9,3 milyar TL ile olası zararı karşılamaktan çok uzak olduğundan TCMB normal bir şirket olsa Hazine’nin sermaye desteği vermesi gerekecek diyebiliriz. Ancak statü gereği bankanın herhangi bir asgari sermaye şartı olmadığı ve iflası söz konusu olmadığından, böyle bir durum gerçekleşecek gibi görünmüyor. Buna karşılık zarar yazılması sürekli olarak rezerv paranın büyümesi anlamına geleceğinden sistemde likidite fazlasının kalıcı bir problem haline gelmesine ve gecelik borç alma faizinin fiili politika faizi durumuna geçerek para politikası etkinliğinin azalmasına neden olabilir.” ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı için

 

 
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx